Çağ Değiştiren Evrim: Internet’in Zaman İçerisindeki Gelişimi
Voo Blog’un bu yazısında, internetin ortaya çıkışının ilk konseptinden itibaren günümüze kadar nasıl geliştiği konusunda bir zaman çizelgesi sunulmuştur.
Voo Blog’un bu yazısında, internetin ortaya çıkışının ilk konseptinden itibaren günümüze kadar nasıl geliştiği konusunda bir zaman çizelgesi sunulmuştur.
Database kelimesi Türkçede veri tabanı anlamına denk gelir. Bilgisayarın kullanılmaya başladığından beri veritabanı vardır. Bir sistem veri tabanı olmadan olamaz. Kendinize ait bir depolama alanınız yok ise, hiçbir şeyi kayıt altına alamazsınız. Belli başlı bilgileri kayıt altına alabilmek için veri tabanı muhakkak şart. Şayet böyle bir sistem kullanmadığınız zaman, her bilgisayarı açtığınızda ilk günkü gibi olur. Yani herhangi bir veri kayıt altına alınmamış veya bir bilgi sisteme girilmemiştir.
Database kullanmadan da sistemi yürütebiliriz. Ancak bilgileri kayıt etme konusunda büyük sıkıntılar yaşarız. Veri tabanı zaten bu yüzden var. Yüzlerce bilgiyi belleğinde saklama becerisi olduğu için bu ismi almıştır. Hatta etrafımızda ya da haberlerde hep şunu duyarız; bilgiler silinmiş veya yok edilmiş. Genellikle erişilmesi istenmeyen durumlarda veri tabanında yer alan bilgiler silinir. Bu bilgiler silindikten sonra geri getirmesi biraz zordur.
Büyük şirketler tüm bilgi akışını, sistem sayesinde sağlar. Hatta bizler bile birey olarak birçok bilgiyi bu sayede saklayabiliriz. Database, insan beyni olarak da düşünülebilir. Tabi insan beyninden daha gelişmiş bir sistem olduğunu söyleyelim. Beynimiz belli başlı bilgileri belleğinde tutar. Ancak veri tabanında yeteri kadar yer olduğu sürece binlerce bilgiyi saklamak mümkündür.
Geçmişten beri veri tabanı kullanılmaktaydı. Bilgiler kayıt altına alınır ve belli planda tutulurdu. Günümüzde bilgi daha da önemli hale geldi. Sistem üzerinden erişim sağlanan tek yer olması ve gerekli bilgileri aktarması özellikle şirketler için önemliydi. Basit bir dille söyleyecek olursak, bir kişinin ödeme tutarları, kimlik bilgileri, hastaneler için hastaların takibi ile ilgili otomasyon gibi geniş bir alanda depolama yapar. Veri tabanı her şeyi kayıt altına almasıyla ileride yaşanılacak birçok sıkıntının da önüne geçmiş olur. Şimdi Database nedir, sorusuna daha kapsamlı cevap verelim.
Database, birbirleriyle ilişkisi bulunan bilgilerin saklandığı ya da depolandığı alanın tümüne verilen isimdir. Veri tabanı genellikle elektronik ortamlarda tutulur. Bilgisayar üzerinde bilgi veya veri akışının kontrol edildiği depolama sistemidir. Sistemin asıl çıkış amacı geleneksel yönteme alternatif olmasıdır. Sıradan olarak bilinen dosya – işlem sisteminin yerine getirilmek için geliştirilmiştir. Veri tabanı bir yönetim sistemi tarafından kontrol edilir. Bilgilerin ve verilerin bağlı olduğu bir yönetim sistemi vardır.
Database ilk olarak 1960’lı yılların başında ortaya çıkmıştır. Sistem, günümüze kadar birden fazla evrim geçirmiştir. Yaşanılan teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek her dönemin gerekliliğini iyi şekilde yerine getirmiştir. İlk çıkan veri tabanı ürünleri oldukça basit ve esnek birer yapıya sahipti. 1980’li senelere gelindiğinde ilişkisel veri tabanları kullanılmaya başlandı. Bu seneyi 1990 yılı takip etti. 90’lı yıllarda ise nesne odaklı veri tabanları ortaya çıktı. 2000’li yıllardan sonrada No Sql veri tabanlarının kullanımları yaygınlaştı. 2010 senesinden sonra artık yeni bir döneme geçildi. Bulut sistemi ile veritabanı yeni bir çağ atladı. Günümüz big data kavramı veri tabanları ile ilgili gelişmelerin de merkezinde yer aldı.
Saydığımız veri tabanlarına ek olarak yeni türler de sisteme dahil edilmiştir. Yaşanılan teknolojik gelişmelerle birlikte yazılım ve bilişim ile birleşen yeni eklenen veri tabanları da oldu. Şimdi yeni türlere göz atalım.
Veri tabanları günümüzde her sektörde kullanılmaktadır. Bankacılık, otomotiv sanayisi, sağlık, şirket yönetim ve telekomünikasyon gibi sektörlerde veri tabanı kullanılır. Dünyanın geneline baktığımızda her sektörün içinde bulunan bilgisayarların altyapısını veri tabanları tamamlar. Veri tabanı bilgileri fiziksel olarak kayıt altında tutar.
Veri tabanının kurulumu, düzenlenmesi, sorgulanması, denetim ve güvenliği oldukça karışıktır. Karışık olan veri tabanını ise, yönetici düzeni ile çözmek mümkün. Database yöneticiliği ile birlikte karmaşık gözüken bu yapı çözüme kavuşuyor. Yönetim sisteminin kullanılması içinde belli bir yazılım programı olması gerekir. Veri tabanlarında yazılım olarak; MySQL, Microsoft Access, FileMaker Pro, Microsoft SQL Server ve Oracle gibi programlar kullanılır.
Veritabanında PL/SQL, SQL, TCL ve Transact – SQL dilleri yer alır. Bu diller veritabanına özel olarak üretilmiştir. Belli bir şirket ya da bireyler tarafından geliştirilir. Verileri yönetmek ve tasarlamak için programlama dilleri kullanılır. Aslında programlama dili olarak değil, daha çok veri sisteminin alt dili olarak tanımlanır. Fakat insanların diline bu şekilde yerleşince programlama dili olarak kalmıştır. Database dilleri sayesinde birçok işlemi yapabilmek mümkündür. Verileri kayıt altına alma, işleme veya silme işlemleri gibi.
Database sistemi gerekli midir?
Günümüzde Database sistemi muhakkak gereklidir. Verileri ve bilgileri kayıt altına alabilmenin tek yolu olarak veritabanı gösterilir. Bu yüzden alt yapıyı veritabanıyla oluşturmak daha sağlıklı olur.
Her sektörde veritabanı kullanılır mı?
Evet, her sektör için kullanmak mümkündür. Hangi iş alanına sahip olduğunuz önemli değildir. Sadece böyle bir sistemi kullanmayı kabul etmeniz yeterlidir.
Veritabanı için yönetici sistemi olmasa olur mu?
Evet olabilir. Ancak sistemin karmaşıklığı içinde boğuşmak istemiyorsanız, işi bilene teslim etmek daha iyi olur. Yönetici sistemi, bu karmaşıklığın içinde daha kolay çıkar.
Donanım bazlı network bileşenlerinin oluşturduğu bir ağda, yeni bir ağ servisinin eklenmesi yeni bir donanım, bu yeni donanım için yer ve enerji gibi gereksinimlerin yanı sıra ağa entegrasyon gibi kritik işlemleri de zorunlu kılmaktadır. Yenilenmenin ve gelişimin hızlı cereyan ettiği bir saha olan network dünyasında teknoloji sık sık yenilendiği için donanımsal cihazlara yapılan yeni servis yatırımlarının getirisi de düşük kalmaktadır. Ağ Fonksiyonlarını Sanallaştırma bu problemlere bir çözüm olarak geliştirilmiş, sanallaştırma teknolojisini kullanan bir ağ mimarisidir. NFV teknolojisi, ağ fonksiyonlarının soyutlaştırılarak – yeni bir donanım kurulumuna gerek olmadan ihtiyaç duyulduğu her an farklı lokasyonlarda dağıtımının yapılmasını sağlayacak şekilde – yazılım ortamına geçirilmesini hedeflemektedir. NFV, ölçeklenebilir ve otomatize yeni ağ servislerinin hızlı bir şekilde geliştirilebilmesi için bulut ve sanallaştırma(virtualization) teknolojilerini kullanmaktadır.
Ancak NFV tam olarak nedir ve daha açık, birleştirilmiş, paket tabanlı ağları etkinleştirmeye yönelik mevcut endüstriye nasıl uyar? Temel bilgilerle başlayalım.
Ağ İşlevi Sanallaştırması veya NFV, güvenlik duvarı veya şifreleme gibi işlevleri özel donanımdan ayırıp onları sanal sunuculara taşıyan, ağ operatörleri için maliyeti düşürmenin ve hizmet dağıtımını hızlandırmanın bir yoludur.
Servis sağlayıcılar, pahalı özel donanım kurmak yerine, ağ işlevlerini gerçekleştiren sanal makineleri çalıştırmak için ucuz anahtarlar, depolama ve sunucular satın alabilir. Bu, birden çok işlevi tek bir fiziksel sunucuda toplayarak maliyetleri düşürür.
Bir müşteri yeni bir ağ işlevi eklemek isterse, hizmet sağlayıcı bu işlevi gerçekleştirmek için yeni bir sanal makineyi çalıştırabilir.
Örneğin, ağ şifrelemesini etkinleştirmek için ağ genelinde yeni bir donanım aracı dağıtmak yerine, şifreleme yazılımı standartlaştırılmış bir sunucuya veya ağda zaten bulunan anahtara dağıtılabilir.
Ağ işlevlerinin bu şekilde sanallaştırılması, ağ operatörleri için ayrılmış donanım araçlarına bağımlılığı azaltır ve tüm ağ genelinde gelişmiş ölçeklenebilirlik ve özelleştirmeye olanak tanır. Sanallaştırılmış bir ağdan farklı olarak NFV, tüm ağ yerine yalnızca ağ işlevlerini boşaltmaya çalışır.
NFV, ağ işlevlerini endüstri standardı donanım üzerinde çalışabilen ve operatörün ağı içindeki herhangi bir yerden yönetilebilen yazılımlara boşaltarak ağları dağıtmak ve yönetmek için özel donanıma olan ihtiyacı azaltır.
Ağ işlevlerini donanımdan ayırmak, ağ operatörü için aşağıdakileri içeren sayısız fayda sağlar:
Ağ donanımı için gerekli alanın azaltılması
Ağ güç tüketiminin azaltılması
Azaltılmış ağ bakım maliyetleri
Daha kolay ağ yükseltmeleri
Ağ donanımı için daha uzun yaşam döngüleri
Azaltılmış bakım ve donanım maliyetleri
Yedekleme sorunu küçük, orta ve büyük fark etmeden her şirketin kronik problemi ve ihtiyacı durumundadır. Bunun öneminin farkında olan firmalar bu durum için çok ciddi maliyetlerle yatırımlar yapmaktadır. Yapılan her yatırımın da karşılığı sahip olduğunuz ve bu zamana kadar oluşturduğunuz tüm şirket verilerinin güvenliği içindir.
Yıllarca girdiğiniz tüm muhasebe verilerinin, şirket dosyalarının, önemli bilgilerin ve verilerin bir donanım arızasından ya da kullanıcı hatasından dolayı silinip gittiğini düşünün. Daha da kötüsü, bu verilerinizin önemini bilen kişiler tarafından (art niyetli biri, hacker, virüs gibi) şifrelendiğini, size para karşılığı satılmaya çalışıldığını veya istemediğiniz kişilerle paylaşıldığını… Size ait olan, yıllarca emek verip oluşturduğunuz ve her bir baytı kıymetli olan bu verilerinizi kaybetmek, sizi ticari bir kaosa sürükleyebilir.
Şirketlerin tüm bu verilerini tuttuğu ve işlettiği yer, Sunuculardır (Server). Sunucu; tüm şirketlerin kalbidir. Yapılan hesaplamalar, algoritmalar, tutulan veriler bu cihazlar üzerinde yer almaktadır. Bu yüzden önlem alınacak ilk kaynak noktamız burasıdır.
Sunucuları korumak adına alınacak birçok önlem ve o önlemlerin yöntemleri mevcuttur. Gelin kısaca “Güvenlik Çemberi” dediğimiz bu yapılara bir göz atalım;
1. Sunucu(Server) içerisinde yer alan verileri Dahili bir belleğe yedeklemek
2. Sunucu üzerindeki verileri network üzerinden 3. Parti yazılım vasıtasıyla ayrı bir noktaya yedeklemek
3. Sunucu üzerindeki verileri ağ ortamındaki bir NAS cihazına 3. Parti yazılımlar ile yedek almak
4. Sunucu üzerindeki verileri direkt 3. Parti yazılımlar ile Buluta (Cloud) yedeklemek
5. Sunucu üzerindeki verileri önce ağ ortamındaki bir NAS cihazına 3. Parti yazılımla yedeklemek, sonrasında da aynı verileri bir de buluta yedeklemek
6. Sunucu üzerindeki verileri önce ağ ortamındaki bir NAS cihazına yedeklemek, sonrasında da aynı NAS cihazına noktadan noktaya bağlı ve lokal ağınızdan tamamen bağımsız ayrıca bir NAS cihazına yedeklemek.
Bunların dışında sunucunun (server) başka bir sunucuya klonunu oluşturmak ve bunları yine komplike sistemeler ile birbirinin yedeğini almak veya harici bir storage’a yedeklemek gibi çözümleri mevcuttur.
NAS cihazları(Qnap, Asustor, Synology, Zyxell gibi); Ağa bağlı depolama cihazlarıdır. İçerisine takacağınız disklerin adeti ve boyutu tamamen tercihiniz olan veri güvenliği ya da performansa göre değişmektedir.
Sadece bir depolama cihazı ile yedeklerinizi güvende tutamazsınız. Aslında buradaki dikkatlerden kaçan en önemli detay da yedekleme yazılımlarıdır. 3. parti yazılımlar (StorageCraft, Acronis, Weam, EaseUS gibi) sizin sunucu üzerindeki dosyalarınızın yedeklenmesini sağlar. Ayrıca bunların takibini, hatalarda bildirimini ve kontrol mekanizmasını oluşturur. Bunu yaparken de verileriniz için hem arıtımlı hem de tam yedek şeklinde setler oluşturur.
Bulut (Cloud) yedekleme seçenekler arasında en güvenli duranıdır. Çünkü bu hizmeti veren firmaların altyapısı ve donanımı tamamen buna göre evirilmiştir. Bulut hizmeti veren şirketlerin kullandığı donanımlar, sahip olduğu internet altyapısı, şirketin hırsızlık ve yangın durumlarına karşı aldığı ekstra önlemler ve en önemlisi sanal saldırılara karşı yapılmış olan ciddi yatırımlar sayesinde bu hizmeti verebilmektedirler. Bu sayede bulut hizmeti alan şirketler olası felaket senaryosuna karşı hazırdır. Fakat buluta yedek almak öyle kolay ve ucuz bir yatırım değildir. Öncelikle bu hizmeti alacak şirketin internet alt yapısı indirme ve yükleme anlamında muhakkak iyi olması gerekmekte. Sonuçta her veriniz buluta yedeklerken yükleme (upload) hızından, yedeklere de erişmek istediğinizde indirime (download) hızından yararlanmakta. Bunun da en stabil çözümü Metro Ethernet hizmetidir. Metro Ethernet download ve upload hızı sabit ama maliyetli bir yatırımdır. Her bölgeye de maalesef metro ethernet gelememektedir. Ayrıca ne olursa olsun hiçbir zaman bulut (cloud) hizmeti veren firmalar %100 veri kaybı olmayacak garantisi veremez. Sonuç olarak bu hizmeti betimlemek istersek eğer; Bulut hizmeti tank gibidir, çok güvenlidir. Neredeyse gelebilecek tüm saldırılara karşı dayanıklıdır fakat yavaştır. Bir araba gibi şehir içinde gezemezsiniz.
Verilerinizin güvenliği konusunda muhakkak profesyonel danışmanlık hizmeti almak gerekmektedir. Sahip olduklarınıza göre senaryolar oluşturmak ve bu senaryolara göre yatırım yapmak için alacağınız Voo Bilişim Çözümlerinin de sunduğu danışmanlık hizmeti ile veri kaybını minimuma indirebilirsiniz.
Yenilikçi, güvenilir ve verimli kurumsal çözümler ortaya koyan Voo IT Solutions, sistem entegrasyonu alanında öne çıkmaktadır.
Sistem Entegrasyonu, sayı olarak bir ve birin üzerindeki altyapının bir araya getirilerek tek bir sistem olarak doğru ve düzenli bir şekilde çalışması olarak tanımlanabilir. Voo IT Solutions, kurumsal iş süreçlerinde karşılaşılan zorlukları aşmak, inovasyona hız kazandırmak ve ihtiyaç duyulan performansı sürdürülebilir kılmak için tüm büyük ölçekli kurumsal sistem entegrasyon projelerini tek elden sağlayan güvenilir çözüm ortağıdır.
Sistem entegratörleri bilgisayar ağları, kurumsal uygulama entegrasyonu, iş süreç yönetimi veya programlama gibi çeşitli teknikleri kullanarak ayrık sistemleri bir araya getirirler. Sistemlerin işlevselliğini artırabilmek için birçok alt sistemin birbiri ile entegre olması en önemli konudur. Sistem entegrasyonu bu yüzden mevcut birçok sistemin birbirleri ile entegrasyonunu içerir. Teknolojinin desteği ve sektörün ileri gelen uzmanlarının tecrübesi ile geliştirilen yepyeni çözümler ile mevcut sistemlerin başarılı bir şekilde entegre olmasını sağlanır. Bu sayede merkezi olarak, kolay ve sorunsuz bir şekilde yönetilebilen kurumsal iş sistemleri ortaya çıkarılması kaçınılmazdır.
Bugünün dünyasında sistem entegrasyon mühendislerinin rolü daha da önemli hale geliyor. Türkiye’nin sistem mühendisliğindeki gücünü temsil eden ve uzun yıllardır sektör tecrübesine sahip profesyonellerin bir araya gelmesiyle oluşan Voo IT Solutions, kurumların iş süreçlerini anlayarak bu süreçlere destek olacak sistemler tasarlamak, geliştirmek ve bu sistemlerin sürekliliğini sağlamak için çalışmaktadır.
Maliyeti ve riski düşüren altyapılar
Voo IT Solutions‘un sistem entegrasyonu projelerindeki rolü, yazılım ve donanım katmanında en yüksek başarıya sahip ürünleri bir araya getirerek, tüm kurumsal iş süreçlerine gerçek verimi yakalayan uçtan uca ve eksiksiz çözümler sağlamaktır. Bu sayede kurumsal sistem entegrasyonu ile kurumsal performans göstergeleri her zaman yukarıyı gösterirken, BT operasyonlarında maliyetler ve riskler düşecektir.
NE SUNUYORUZ?
Büyüyen siber tehditler, işletmelerin proaktif olmalarını, güvenlik açıklarını tespit ederek siber güvenlik konusunda farkındalık uygulamalarını arttırmalarını ve gerektiğinde dışarıdan yardım almaları gerektiğini hatırlatıyor.
2005-2018 yılları arasında 8.000’den fazla siber güvenlik ihlali kayıtlara geçmiş durumda. Son zamanlarda Facebook, 50 milyondan fazla kayıt gösteren bir ağ ihlalinden etkilendi. Daha etkili bir siber güvenlik stratejisi oluşturma konusunda farkındalık yaratmak artık her zamankinden çok daha önemli.
Sürekli Değişen ve Yeni Riskleri Olan Bir Hedef
Siber güvenlik hareketli bir hedef, sürekli değişen koşullar ve yeni riskleri de içerisinde barındırıyor. Çevrimiçi olduğunuzda, kişisel verilerinizi riske attığınız basit bir gerçek. Breach Level Index, her dakika 3.000’den fazla kaydın çalındığını ve bunun da saniyede 50’den fazla kayda dönüştüğünü ortaya koydu. 50 milyondan fazla hesabı etkileyen son Facebook olayı dikkate alındığında, kullanıcı verilerinin hiç de güvende olmadığı kanıtlandı.
Otomasyonun Siber Savunmadaki Rolü
Veri otomasyon çözümlerini kullanmak, veri altyapınızda sunulan verileri dağıtma ve güncelleme riskini, süresini ve maliyetini azaltmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda, güvenlik açıklarına karşı manuel giriş ihtiyacını sınırlandırıp azaltarak daha iyi koruma sağlar. Tekrarlayan geliştirme ve dağıtım görevlerini yürütmek için veri otomasyon yazılımı kullanmak, BT ve veri altyapısının en üst düzey güvenlikle sonuçlanmasını sağlar.
Yapay Zeka ve Kullanıcı Deneyim Araştırmalarının Önemi Artıyor
Günümüzde siber güvenlik alanında çalışan profesyoneller en ileri teknoloji ile çalışmaya başlıyor. Uzmanlar, uç nokta güvenliği (EDR) ve siber tehditleri tespit etme konuları üzerine araştırma yaparken, kullanıcı deneyimi (UX) çalışmalarından ve yapay zekadan (AI) yararlanıyor. Yapılan araştırmalara göre; siber güvenlik uzmanlarının yüzde 75’i makine öğrenimindeki ilerlemelerin, yapay zekanın ve kullanıcı davranışı analizlerinin işlerini daha kolay hale getireceğini belirtiyor.
İleri Analitik, Tehditleri Tespit Etmede Önemli Rol Oynar
Siber suçlar nedeniyle artan güvenlik ihlalleri, Siber Suçlarla Güvenlik Birimi için stratejik bir zorluk teşkil ediyor. Hackerlar tarafından kullanılan iletişim araçlarını kontrol etmek ve bu tür eylemleri öngörmek oldukça zor işlemlerdir. Bilgi çağında, büyük miktarlarda yapılandırılmış ve yapılandırılmamış verilerden gelen bilgileri ve içgörüleri anlama ve yorumlama ihtiyacı kaçınılmazdır. Farklı bilgi siloları içerisinde oluşan örüntü ve ilişkileri inceleyen ileri analitik araçları sayesinde siber suçlara karşı mücadelede kilit bilgileri en kısa sürede analiz etmek, bu alanda çalışan profesyonellerin çalışmalarında devrim yaratacaktır.
Hacker’ların Üstünlüğü Var
Gelişen tüm yeni teknolojilere ve küresel BT topluluğunun tüm çabalarına rağmen, siber suçlular çoğu kişinin güvenli ağlar olduğuna inandıkları ağlara çok rahat erişebiliyor. Gerçek şu ki, BT güvenliği söz konusu olduğunda, işletmelerimiz, bilgisayar korsanlarının gerisinden geliyor. Ağ güvenliği endüstrisi sorunları daha etkin tespit etme ve koruma çözümleri sunsa da, ağ güvenliğine yönelik geleneksel “fixed perimeter” yaklaşımı kullanılmaya devam ediyor. Halbuki; kablosuz, yazılım tanımlı ve bulut teknolojilerinden yararlanan yeni yaklaşımları benimsemek daha iyi bir çözüm yolu olabilir. Bu, özellikle connected enterprise çağına girerken, daha çevik ve yaygın ağlara ihtiyaç duyduğumuz için çok önemlidir.
Bir Saldırının Ticari Etkisi için Hazırlıklı Olunmalı
IDC tarafından gerçekleştirilen güncel bir araştırmada, şirketlerin yüzde 93’ü teknoloji ile ilgili bir sıkıntı yaşadıklarını belirtirken bu işletmelerin yüzde 79’unun önemli miktarlarda mali zarara uğradığı ortaya çıktı. Kuruluşların, felaket kurtarma işleminin bir parçası olarak kolayca erişilebilen kapsamlı siber güvenlik planlarına ihtiyacı vardır. Tüm siber güvenlik yeteneklerini birleştiren ve en son teknolojiden (bulut yedekleme ve felaket kurtarma) faydalanan platformlar ve araçlar sayesinde kuruluşların kriz anlarında, kapsamlı şekilde hazırlanan planlara göre hareket edildiğinde gerçekleşecek herhangi bir siber saldırının geri tepmesi kaçınılmazdır.
Sonuç olarak şirketler, gelecek için kendilerini güvence altına almak ve tehditlere karşı savunmak için doğru yetenek ve çözümlere yatırım yapmak ve güvenlik stratejilerini belirlemek zorundalar.
Fidye yazılımı, günümüzün en tehlikeli bilgisayar virüsü türlerinden biridir. Bilgisayarları etkileyen ve dosyalara erişimi engelleyen kötü amaçlı bir yazılım türüdür. Herhangi bir kullanıcı, dosyalarına erişimini kaybettiğinde, dosyalarına erişiminin engellendiğine ve dosyalarına yeniden erişim elde etmek için para ödemeleri gerektiğine dair bir bildirim alır. Talimatlara genellikle engellenen dosyalar hakkında bilgi veren bir mesaj eklenir. Fidye fiyatı ise yüzlerce hatta binlerce ABD doları arasında değişir.
Şifrelenmiş dosyaların ücreti ödendikten sonra bile bu dosyaların geri yükleneceğinin bir garantisi yoktur. Saldırganlar, anonim ödeme sistemleri ve Bitcoin gibi kripto para birimleri kullanır ve ödemenin izini sürmek ya da saldırganın kimliğini tespit etmek maalesef çok zor, hatta imkansızdır.
Dünya genelinde kuruluşlar ve bireysel kullanıcılar, son yıllarda fidye yazılımlarının bir sonucu olarak milyonlarca dolar ve veri kaybetti. İyi haber ise bu veri kaybı risklerini azaltmak, fidye yazılımının olumsuz etkilerini en aza indirmek ve olası fidye yazılımı saldırılarına hazırlıklı olmak mümkündür. Kapsamlı bir yedekleme çözümü olarak NAKIVO Backup & Replication, her boyuttaki işletme için güvenilir fidye yazılımı koruması sağlayabilir.
Fidye yazılımı önleme yazılımı önemli bir ilk adım olsa da tek başına yeterli değildir. Güvenilir ve esnek bir yedekleme çözümü uygulamanız için, lokal ağınızdaki güvenlik prosedürleri de çok önemlidir. NAKIVO, çok çeşitli yedekleme, replication ve kurtarma seçenekleri sunarak, işlemlere hızla devam etmenizi ve fidye yazılımı tarafından kilitlenen verileri kurtarmanızı sağlamaktadır.
Güvenilir Yedeklemeler – Anında kurtarma için tüm iş yükleriniz için artımlı, uygulamaya duyarlı yedekler oluşturun.
Birden Çok Hedef -Yedekleri lokal ağınızda, dışarıda, teyp üzerinde veya bulutta depolayarak 3-2-1 stratejisini uygulayın.
Anında Yedekleme Doğrulaması-Başarılı ve hızlı fidye yazılımı kurtarmasını sağlamak için yedeklerinizi anında test edin.
Değişmez Yedekleme Verileri-S3 Object Lock işlevini kullanarak Amazon S3’teki yedeklerinizi değişmez hale getirin.
Anında ve Tam Kurtarma-Full VM makineleri veya dosyaları, klasörleri ve uygulama nesnelerini tekilleştirilmiş yedeklemelerden anında geri yükleyin.
Otomatik Olağanüstü Durum Kurtarma-Yük devretme ve yeniden çalıştırmayı otomatik olarak başlatmak ve sürekli kullanılabilirliği sağlamak için sanal makine kopyalarını kullanın.
Düzenli uygulanan yedeklemeler, iş verilerinizin fidye yazılımından korunması ve saldırının sonucu ne olursa olsun verilerin kurtarılmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir. Fidye yazılımı saldırdığında, tüm makineleri veya dosyaları ve nesneleri yedeklemelerden geri yükleyebilir ve işlemleri hızla sürdürebilirsiniz. Sanal, fiziksel, bulut, SaaS ve hybrid iş yükleri için görüntü tabanlı, uygulamaya duyarlı, artımlı yedeklemeler gerçekleştirmek için NAKIVO Backup & Replication’ı kullanabilirsiniz. Microsoft Exchange, Active Directory, Microsoft SQL, Oracle Veri tabanı ve SharePoint Sunucusu gibi uygulama ve veri tabanlarının tutarlılığını sağlarken iş yükleriniz için 4.000’e kadar kurtarma noktası oluşturabilir ve yedeklerinizin en son kopyasını içermesini sağlayarak fidye yazılımı kurtarma işlemleri sırasında minimum veri kaybını garantiler.
Amazon S3’te depolanan yedeklemeler için ekstra fidye yazılımı koruması sağlar. Amazon S3’e Yedekleme kullanılırken çözüm, S3 Nesne Kilidi işlevini yedekleme verilerinizi depolayan paketlere uygulamanıza olanak tanır. Yerleşik S3 Object Lock desteği ile yedeklerinizi değişmez ve dolayısıyla fidye yazılımlarına karşı güvenli hale getirebilirsiniz.
NAKIVO Backup & Replication ile iş sürekliliği, VM’lerinizi uzak bir konuma kopyalamanıza ve bir fidye yazılımı saldırısından sonra bile işletmenizin her zaman kullanılabilir olduğundan emin olmanıza olanak tanır. Güvenilir fidye yazılımı korumasını ve sanal ortamınızın neredeyse anında kurtarılmasını sağlamak için NAKIVO Backup & Replication, bir hedef ana bilgisayarda kaynak VM’lerinizin orijinal kopyalarını oluşturabilir ve saklayabilirsiniz.
NAKIVO Backup & Replication ile site replication, işlevini kullanarak yedeklerinizi site dışı depolamaya veya doğrudan buluta kopyalayabilir ve sistemlerinize fidye yazılımı bulaştığında işletmenizin hızlı bir şekilde tekrar çalışır durumda olmasını sağlayabilirsiniz. Amazon S3, Azure veya Wasabi gibi genel bir buluta yedek kopyalar göndererek tek bir hata noktasını ortadan kaldırır.
Herhangi bir felaket senaryosu durumunda sürekli kullanılabilirliği sağlamak için replication ve felaket kurtarma (DR) planlaması çok önemlidir. NAKIVO Backup & Replication, DR düzenleme ve otomasyonu için size yerleşik Site Recovery işlevselliği sağlar. Sadece birkaç tıklama ile bir fidye yazılımı saldırısından sonra minimum kesinti süresi için, hızlı bir şekilde ikincİ sitenize geçiş yapabilir ve fidye ödemeden iş faaliyetlerinizi hızla devam ettirebilirsiniz. Site Recovery işlevi, BT altyapınızın 7/24 kullanılabilirliğini sağlayarak tüm kurtarma sürecini otomatikleştirmenize ve düzenlemenize olanak tanır.
Nakivo anında yedekleme ile, verilerinizi düzenli olarak yedekleyerek herhangi bir felaketten kurtulma yoluna sahip olacağınız anlamına gelir. Sonuç olarak bir fidye yazılımı saldırısı, veri kaybından tutunda ticari itibarın zarar görmesine kadar birçok soruna neden olabilir. Bu nedenle en iyi yaklaşım, fidye yazılımı olaylarının meydana gelmesini nasıl önleyeceğinizi ve fidye yazılımı koruma stratejilerinizi nasıl geliştireceğinizi öğrenmektir.
Bu konuda NAKIVO Backup & Replication size, yedekleme performansınızı artırarak, veri kurtarılabilirliğini sağlayan ve fidye yazılımı kurtarmayı geliştirebilen verimli ve güvenilir bir veri koruma çözümü sunar.
30 farklı ülke, Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptığı yeni açıklamaya göre siber suçu durdurmak için bir araya gelecek. Kripto para alanında gerçekleşen saldırılar, bu güç birliğinin en önemli sebeplerinden biri olarak aktarılıyor.
Son yılların en büyük problemlerinden biri olan siber suç, hemen hemen internetin bulunduğu her noktada mevcut. Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptığı en yeni açıklamaya göre bunun önüne geçmek için yeni bir adım atıldı.
Paylaşılan bilgilere göre Amerika başta olmak üzere 30 farklı dünya ülkesi, güçlerini siber suçla mücadele için birleştirecek. Kararların alınmaya başlayacağı ilk toplantının tarihi ise netleşmeye başlamış durumda.
Doğrudan ABD Başkanı Joe Biden tarafından paylaşılan bilgilere göreyse ilk görüşme ekim aynın sonunda gerçekleşecek. 30 dünya ülkesinin tam listesi paylaşılmazken son aylarda siber suçlarla gündeme çokça gelen Türkiye’nin de bu isimler arasında bulunduğu düşünülüyor.
Pandemi döneminde popülaritesini arttıran kripto varlık hırsızlığının engellenmesi önemli konu başlıklarından biri olarak değerlendirilmekte. Oldukça geniş olan siber suç dünyasında ilk odaklanılacak noktanın ise kripto paralar olduğu tahmin ediliyor.
“
“30 dünya ülkesini siber suçla mücadele için bir araya getirmemizdeki en büyük amaç, ülkelerin kendi mücadele birimlerini buluşturarak güçlendirmek. Kripto paranın yasadışı kullanımının önüne geçmek de konu başlıklarımızdan bir tanesi.
-Jake Sullivan, Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Danışmanı